Çarşamba, Mayıs 31, 2006

Önde zeytin ağaçları arkasında yar...

Zeytin ağaçlarından aşağı doğru masmavi nefis bir koy uzanıyor altımızda. Kerpiç-ahşap karışımı bir evde halen şaşkın bir erkek, rengini de birlikte seçmiş belli ki o çok sevdiği karısıyla. Yıllarca mutlu, gözgöze, birbirlerinin içinde eriyerek geçirmeyi düşündükleri bir ömrün son durağındalar şimdi. Bahçedeki tahta masanın utangaç bacaklarını örten ince bir muşamba. Bahçenin köşesine atılmış kuyunun, arkasına aldığı dağdan biriktirdiği su belli ki eşlik edecek bir rakıya dost meclisinde. Dostlarla sohbet ve muhabbetle geçirilecek deniz esintili, zeytin ağaçlı ve kekik kokulu akşamlar hicaz makamında başka bir hayata devredilmek isteniyor acı ve çaresizlikle. Kapı aralığından göz atıldığında beraber çektirilmiş bir resmin süslediği sade çerçeveyi kaldırmaya kimsenin gücü yetmemiş. Küskün duvarlar anılarla ümitlerin arasına set çekmiş. Ve emlakçının sesi uğuldarken kulaklarımda, koşarak uzaklaşmak istiyorum oradan, dayanacak gücüm kalmamış güzelliklerin böyle sahipsiz kalmasına! O günden beri, yitip gitmiş her aşkın fonuna o evi koyuyorum!

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Benim ne zeytin ağaçlarım oldu ne de ardına koyabileceğim bi yarim...Artık umudum da yok zaten.Aşk hep yitip gidiyor öyle ya da böyle.Sonlar hep aynı bende...Ve bu karbon kağıdıyla kopyalanan sonları kim yazıyor bilmiyorum doğrusu.Hesap sormak mümkün değil.Gidenlerin ardından el bile sallayamıyorum,sadece sımsıkı yumuyorum gözlerimi belki bambaşka bir gerçeğe uyanırım diye...Ama nafile..Zincirinden kurtulmuş kuduz bir köpek gibi saldırmak istiyorum karşıma çıkan herkese.Ama biliyorum acının ne olduğunu derinden ve acıtamıyorum kimseyi.Kendi kendimi kemiriyorum bu yüzden.Artık acıyı sever oldum...Hiç olmayan zeytin ağaçlarımı ve ardındaki yari istemiyorum artık.Yıkıntılarımla,oluk oluk kanayan yaralarımla başbaşayım...

Adsız dedi ki...

Very pretty site! Keep working. thnx!
»