Çarşamba, Mayıs 31, 2006

Önde zeytin ağaçları arkasında yar...

Zeytin ağaçlarından aşağı doğru masmavi nefis bir koy uzanıyor altımızda. Kerpiç-ahşap karışımı bir evde halen şaşkın bir erkek, rengini de birlikte seçmiş belli ki o çok sevdiği karısıyla. Yıllarca mutlu, gözgöze, birbirlerinin içinde eriyerek geçirmeyi düşündükleri bir ömrün son durağındalar şimdi. Bahçedeki tahta masanın utangaç bacaklarını örten ince bir muşamba. Bahçenin köşesine atılmış kuyunun, arkasına aldığı dağdan biriktirdiği su belli ki eşlik edecek bir rakıya dost meclisinde. Dostlarla sohbet ve muhabbetle geçirilecek deniz esintili, zeytin ağaçlı ve kekik kokulu akşamlar hicaz makamında başka bir hayata devredilmek isteniyor acı ve çaresizlikle. Kapı aralığından göz atıldığında beraber çektirilmiş bir resmin süslediği sade çerçeveyi kaldırmaya kimsenin gücü yetmemiş. Küskün duvarlar anılarla ümitlerin arasına set çekmiş. Ve emlakçının sesi uğuldarken kulaklarımda, koşarak uzaklaşmak istiyorum oradan, dayanacak gücüm kalmamış güzelliklerin böyle sahipsiz kalmasına! O günden beri, yitip gitmiş her aşkın fonuna o evi koyuyorum!

Salı, Mayıs 30, 2006

Mecaz ve Hicaz

- Amerika Florida`da yaşayan bir muhasebecinin Moğolların büyük kağanı Cengiz Han soyundan geldiği iddiası, DNA testleri sonrası büyük benzerlikler olduğuna dayandırılarak kanıtlandı. Biz de dünyadaki herkes aslında Türk diyoruz, Moğollar da aynı tezle çıkarsa görün bakalım neler olacak, üstelik onların bizden farkı, ellerinde kanıt var!
- Düşmanınız hata yaparken rahatsız etmeyin!
- Paradigma, konjöktör, düzlem, ironi, boyut, statüko ve indirgemek kelimelerini aynı yazı içinde gelişigüzel kullandığınızda aslında kimsenin ne demek istediğinizi anlamadığı ama herkesin anlamış gibi davranacağı edebi bir metin elde etmiş olursunuz. Bazı arkadaşların yazdıklarını okurken, "ben yazarken bu ve benzerlerini o kadar sıradan kullanırım ki sizin anlamanız, benim yazın sanatına yaptığım katkıdan daha önemli olamaz" şizo düzeyine ulaştıklarını düşünüyorum. Anlamlarını bilmediğimden değil, anlamak istemediğimden sanırım!
- Kadın ve erkeğin evrensel dansı hiç bitmeyecek. Merak bu işin mayası, ego dürtüsü olacak. Dön baba dönelim...
- Mecaz peşinde koşmakla başladı herşey ve hicaz peşrevine ulaşıldı bir söğütün serin gölgesinde...
- Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bilge-ferrari arasındaki bağı kuramıyorum. Tavuk-Yumurta paradoksu bile bilimsel olarak çözülmüşken, bir de bu çıkmasın lütfen. Bilge olmak için ferrariyi satmak gerekmediği gibi 'hele ikinci el piyasası bu durumda iken' ferrariyi satmak da bilgeliğe uzanan o engebeli yolda sizi taşıtsız bırakmaktan başka bir işe yaramaz. Konuyu bir 4x4 ile ilişkilendirmek çok daha hazin olurdu elbette...

Perşembe, Mayıs 25, 2006

Can Baba Anısına...

Kovalamayin beni yataga
Hiç uykum yok
Daha lafınıza karışacağım
Ortalığı dağıtacağım
Televizyonu kapatacağım
Ayçiçeği resmi yapacağım daha
Başparmağıma şiir okuyacağım
Islık çalacağım
Daha çok işim var
Gecenizi karartacağım
Kütahya vazonuzu kıracağım
Vakitsiz yatırmayın beni
Daha çok erken

Can YÜCEL

A4

- Öldürmeyen Allah öldürmüyor ama süründürüyor, buna ne buyrulur?
- Süreleri birbirinden farklı iki ömrün birleşmesi bence hiç adil değil!
- Ruhların tekamülü diye birşey olamaz, daha önceki ruhların yaptığı salaklıkları biz şimdi yapmıyormuyuz yani, bence fazlasını yapıyoruz, Allah eğer bunun için bekliyorsa bence daha çok bekler!
- Zevk yoksunu Amerikalılar o muhteşem arabaları nasıl yapmış hiç anlamıyorum. Bizim niye yapamadığımız konusuna gelince ben herşeyi çok kolay zannediyorum benim de sorunum bu, Türk olmamdan kaynaklanıyor sanırım :)
- Universitede kız arkadaşımla aynı evi paylaşan (paylaşan demek pek doğru değil aslında, eve uğramıyor sadece kiraya ortak oluyordu) kızcağızın bir gün salona iki A4 dolusu isim yazdığı kağıtları yapıştırdığına tanık olmuştum. "Bu nedir" diye sorduğumda yattığı erkeklerin isimleri olduğunu söylemişti. O zamana kadar bir A4`e kaç isim yazılabileceğini de denememiştim açıkcası. Bu skor meselesinin neden bazıları için bu kadar önemli olduğu konusu üzerinde de pek kafa yormadım o zamanlar. Aslında kafaya takılacak bir konu da değil bence, insanın kendi vücudunu istediği gibi kullanma özgürlüğü olmalı tabi ki, ancak vücudu kullanırken asıl gerekli olanı -ruhu- incittiğini insan çok sonra farkediyor ve ruhunuz size bir kez darıldımı barışmak artık bir sonraki reenkarnasyona kalıyor maalesef.
- Bir ilahiyatçı süperbilgisayara sormuş "Tanri var mı?", Bilgisayar bunu söylemek için işlemci gücünün yetersiz olduğunu dünyadaki diğer süperbilgisayarlara bağlantısını sağlarsa belki söyleyebileceğini belirtmiş. Bağlantı sağlanmış ancak işlemci gücü yetmemiş gene, daha sonra sırayla dünyadaki tüm anabilgisayarlara, iş istasyonlarına, kişisel bilgisayarlara, digital saatlere, mikrodalga fırınlara, cep telefonlarına ve tüm elektronik cihazlara bağlanmış, ilahiyatçı tekrar sormuş "Tanrı var mı?", bilgisayar cevap vermiş "Artık var!"

The Art of Doing Nothing

- "The Art of Doing Nothing" bilinçli yapıldığında tadından yenmez :)
- Sarı rakı olur mu abicim saçmalamayın artık lütfen yaa!
- Beynimdeki "Alpha" dalgalarını arttırmaya çalışıyorum ama demekle artacak gibi görünmüyor, artmadığına inandığımda sinirleniyorum ve böylece inat bir şekilde "Beta" dalgaları artıyor. Al sana şimdi durup dururken stress hali. Ne oldu, rahatladık, bırak allahaşkına yaa!
- Zamanımızın az olduğunu farkettiğimiz içinmi insanlar hakkında bir yargıya, "seni artık tanıyorum" duygusuna çok çabuk ulaşıyoruz. Bir davranış, bir cümle, verilmeyen bir borç, alınmayan bir selam, hatta bazen bir bakış sonuca o kadar çabucak ulaştırıyorki bizi. Birbirimiz hakkında düşünmek bile fazlalık geliyor, birini tanımak için yeterince zamanımız yok, daha başkaları hakkında yargılara varacak onları sevecek ya da hiç sevmeyeceğiz ama tüm bunları çok hızlı yapmalıyız acelemiz var bizim, yetişeceğimiz bir yer var sanırım da oranın neresi olduğu konusu biraz tartışmalı...
- Katlanma sorunum var benim. "Katlanma Sanatı" diye bir öğreti var mı acaba?
- Yaşamda gidiş yolundan puan alınamıyor maalesef, hayat sonuç odaklı bir eyleme dönüşüyor zamanla. Halbuki gidiş yolu sondaki hedeften daha anlamlı ve estetik olabiliyor bazen!

Sana kahraman olmadığımı düşündüren nedir?

- Bir gruba, bir derneğe, bir takıma, birine ait olma duygusu, doğarken yalnız ve ölürken yalnız olduğu kulağına fısıldanan insan oğlunun bu duygusunu, bilincinin derinliklerine iteleyerek üzerini örtmek için kullandığı muşamba mıdır?
- Her tatmin "EL"le tatmindir. (Altay Öktem- İçimde bir boşluk var)
- "Lucid Dreaming" diye bir kavram var. Rüyadayken rüyada olduğunu bilmek -uyanıklık hali- diye özetlenebilir. Bu konuda oldukça araştırma var. Matrix tadında bir olay bence. İşte bunu yapmaya başladığımızda gerçekten "seçilmiş kişiler" olacağız!
- Donnie Darko` nun şirinler ve şirine konusundaki yorumları muhteşemdir.
- İnsanların para kazanma hırsının sonu var mı çok merak ediyorum. Kazanılan her para bir sonraki için temel oluyor sanki. Jenga diye tahtaları üst üste koyarak yüksek küleler yapma oyununa benziyor bazılarının hayatı, tam bitirdim kuleyi derken işgüzarın birisi gelip devirmese bari.
- Türkiye` nin hainler ve ispiyoncular cenneti olmasının bir sonucu olarak yakında bize de "Demokrasi" gelir sanırım!

Nihilist olasım gelir...

- Deniz dibinde görüp görebileceğiniz en güzel mavi var, bunu size garanti ediyorum.
- İyi bir müzik dinlerken alınan zevk orgazma yakın olabilir!
- İnsanı uyuşturan şeylerin kendini iyi hissettirmesi nedendir? Uyuşmuş beyinler daha mı mutlu? Burdan birşeylerin bilincinde olmanın insana kendini kötü hissettireceği anti-tezine ulaşmak mümkün müdür?
- Farklı olmak yetmiyor diğer farklı olanlardan daha farklı olmak gerekiyor. Farklılıklar bile aynı olmamalı yoksa farklı olamazlar degil mi?
- "Kelebek Etkisi" aslında ilk olarak meterolojide kullanılan bir deyim. Japonya'da kanat çırpan kelebeğin Amerika kıtasında yarattığı kasırgadan söz ederken hiçbir kelebeğin kendi yarattığı kasırgayı görecek kadar yaşamadığını da atlamayalım lütfen! İnsanda bu imkanımız var neyseki :(
- Nihilist olasım gelir, düşünmek yoruyor insanı!
- Her iyilik bir gün cezasını bulur lafı güzel.
- Geçenlerde Tımarhaneye gittim. Gidince farkkettiğim ilk şey oranın adının gereksizce ve saçma bir şekilde Tımar-Hane olması. Onlar at değil diye düşünüyor insan! Diğer farkettiğimse, giyim kuşam serbest olduğundan ziyarete gelenlerle, "deli" leri birbirinden ayırt edemiyorsunuz. Hastane yönetimine şikayet edeceğim. Bizi böyle filtreli dertlere zerk etmesinler, kim akıllı kim deli daha kesin çizgilerle ayrılsın.Biz "akıllılara" yardımcı olsunlar. En azından yakalarına kırmızı bir karanfil takabilirler. Dışarıdaki durum ise benim bünyemin kaldırabileceğinin çok ötesinde ve bir şikayet merci bulamıyorsunuz maalesef!
- Son zamanlarda yazılan şarkı sözlerini tuvalette yazabilirim gibi geliyor bana ama ben tuvaleti daha verimli değerlendirdiğimi düşünüyorum :)

Dekoratif durdu ...

- Evlilik aşkı öldürüyor mu? Aşk öldürülebilir birşey değil ki en fazla gömülebilir, o nu da derin kazmak lazım!
- "Grave digger, dig my grave shallow, so I can feel the rain" şarkısına bayılıyorum, öldüğümde hala hissedebileceğimi bilmek belki de beni rahatlatıyordur bilemiyorum ama güzel şarkı :)
- Bir şeyin-kişinin değeri onun için nelerden vazgeçtiğinle ölçülür. Bingooooo, tam da diyeceğim buydu, Cehenneme Övgü :)
- Tarihteki her olay eğer ipe atılmış milyarlarca düğümden biriyse, bu düğümlerden bir kazak çıkacağını kimse garanti edemez!
- "Deli olmakla dahi olmak arasında çok ince bir çizgi vardır" denir ya hep, pekçoğumuz için o çizgi ufuk çizgisi kadar uzak!
- Dünyada herkese göre elbise vardır bence, yoksa da dikilebilir sanıyorum.
- Ölümden ders alınabilir mi? Ölümün olduğunu herkes bilirken bunu gerçekten idrak etmek için illaki birini toprağın altına ittirip üzerine toprak atmak mı gerekir?
- Ömrümün geri kalanı ne kadar acaba?
- Keşfedilen her şey, yapılan her spor, okunan her kitap, gidilen her yol kendimizi diğerlerinden farklı kılmak içinse serbest pazar ekonomisinden ne farkı var bunun? Bu işin geleceği nokta herkes kendisi icin yaşar bence, kimseyi kandırmaya gerek yok, yalnızız ve sadece biz varız, yalnız doğduk, yalnız yaşadık, yalnız öleceğiz!
- Eski değerlerin kalmadığından dem vuranlar aynı zamanda toplumların gelişmesi için anlayış, hoşgörü ve açık fikirlerin serbestçe dolaşımda olmasını da savunuyorlar, bu ikiyüzlülük ya da kendini bilmezlik değil de nedir?

Salı, Mayıs 23, 2006

Tom Waits ve Dude

- "Taşları bağlamışlar köpekler ortada" lafı güzelmiş yeni duydum.
- Hırsız-Polis dizisinde Uğur Yücel oyunculuk dersi veriyor, milliyetçilikse milliyetçilik yapıyor olayım. Böyle değerlerimizden dünyanın haberi olmaması onlar icin gerçekten büyük kayıp. Erol Günaydın' a ise söyleyecek kelime bulamıyorum, muhteşemle yetineyim bari...
- Her "IT" sektöründe çalışanın deniz kenarı bir tatil kasabasında balık tutup rakı içerek hayatının geri kalanını dostlarıyla geçirme hayali var mıdır? Bence çoğunun vardır. Ancak ben o insanlardan kaçıyorum biraz da o halde nasıl olacak bu iş?
- Tom Waits ile Big Lebowski(Dude) arasında nasıl olupta bir bağlantı kurabiliyorum. Acaba bu bağlantıya giden yol benim üzerimden geçiyor da ortak nokta sadece bu mu?
- Neden insanlar "amac bir yerden biryere gitmek" diyerek araba kullanmanın da bir zevk olabileceğini ve bunu yapmak için seçtiğin nesnenin biraz da sana bu zevki tattırmak için var olduğu gerçeğini gözardı ederler. Her zaman amaç mı önemlidir, yoksa o amaca giden yol da size birşey ifade eder mi?
- Riyakarlık ve yalakalık çağın hastalığı diyemiyorum, çünkü dünya kurulduğundan beri var ancak son günlerde yükselen değer diyebilirim!