Salı, Ekim 13, 2009

Fikir ucu iltihabı



Bir süredir yazamıyorum.

Yazmaya değer birşeyler bula
madığımdan mıdır, herşeye karşı zaman zaman hissettiğim kayıtsızlık ve bıkkınlıktan mıdır, yazdıklarımın çoktan yazılmış olmasından mıdır, zaten söylenmişe yeni bir yorum veya tarz getiremeyecek olduğuma olan inancımdan mıdır bilemiyorum.

Buna fikir ucu iltihaplanması diyelim, herkes ne isterse onu anlasın.

İyileşmeyi bekledim...


Yazdıklarımı tekrar okuduğumda keşke iyileşmeseydim diyebileceğime inanıyorum ama yine de bu salak özgüven –ki salaklıkla doğru orantılı olduğundan şüphem yoktur- sayesinde kendimi bir yazın suçunun henüz başlangıcında kendi cezasını kesen Dostoyovski gibi hissediyorum.

Konuya dönersek;

kendimi katetonik gibi hissetmek suretiyle yeni bir camiaya gireceğime canı gönülden inanmıştım. Akış diagramına bakıldığında ve özetlemek gerekirse suça hazırlık, uygun anın beklenmesi ve suçun hunharca işlenişi için yaklaşık şöyle bir güzergah izlemek gerekiyor:

Önce algılarınızdan şüphe etmeye başlarsınız. Yeterli veriyi toplayamadığınıza ya da toplanan veriyi yorumlayamadığınıza olan inancınız daha birinci seansta tavan yapar, tüm gücünüzle iyi, faydalı ve hatta şahsına münhasır bir insan olduğunuza dair direnç noktanız doğrudan gelen satışlarla yerle bir olur. Dibe vurulunca zemin tartan değilse daha iyi zıplanmaz. Bu secret saçmalığının uzantısı, iyi olalım iyi olsun herşey düşüncesi, halamın bıyıkları olsa durumundan biraz hallicedir, ki halamın bıyıkları zaten bulunmaktadır ama ne hikmetse bir türlü amcam olamamaktadır.

"Ben kimim?", "ne yapıyorum?", "amacım ne?" öldüren monologlarına kadar uzanan ancak iç kulvardan ve sağrısında “çekip gitmeliyim lan buralardan” cümlesinin zorladığı bitkin düşüren bir son dörtyüz geçirirsiniz. Tüm bu debelenmeler (edebi olsun diye devinim de denebilirdi ama anlamı tam vermiyor) sonunda belki de sonucu varış hakemleri belirler ama siz hala bi b.k belirleyememiş olursunuz.

Özetle belirleyebildiğim tek şey, bir tür beyin mastürbasyonu olduğuna inandığım yazmak eylemine geri dönmem gerektiği oldu. Dönüşüm muhteşem oldu diyemem ama çaba gösteriyorum kendimi memnun etmek için. Sizin bir memnuniyet zorunluluğunuz olmadığından rahatça okuyabilir, eleştirebilir, arkamdan atıp tutabilir, ne anlaşılmaz metinler ustalığımı, ne kafa mikserliğimi, ne milyarlık eşekliğimi (yenimahalle altyapı) bırakabilirsiniz.

Yazılı bir metne cevap ya da yorum ancak yazılı verilebileceğinden -en azından ben öyle olması gerektiğine inanıyorum- ortak paydamız hiç değilse yazı olacaktır.



Bu bile iyi bir başlangıç bence...


5 yorum:

ilker imamoğlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ilker imamoğlu dedi ki...

Bir beyin çıkmazı içerisinde debelenirken akış diagramında nereye geldiğini belirlemek düşünen insanın savaşcı doğasında var.
Olayın gittikçe artan parametrelerlerle n bilinmeyenli denkleme dönüştüğü de bir gerçek ve yadsınamaz . Pek olası görünmese de Monte carlo iterasyon yöntemi ile denklemi (belki) çözebilirsin ama iterasyonlar yeni sonuçlar yeni denklemleri karşına getiriyor...

Sonuç ?

Akışta böyle gelmiş böyle gider noktasına ulaşma olasılığı yüksek...

Hayırlısı diyip bir ironi içerisinde erimekte var serde...

napikowann dedi ki...

Okudum okudum , dayanamadım yazdım, bende bir iki bukle mırıldanmak istedim ve yazdım.
En güzeli orjinal fikir üretkenlik sınırına geldiğini anlayıp, nasıl olsa yazabilirim deyip vazgeçmekte değil maharet. Asıl maharet, ne yazdığından haberdar olmadan içinden geldiği gibi yazmak ve paylaşmak asıl olan. Kısmet olmayan yazıları yazabilmek asıl olan...

torik dedi ki...

Evet :)

torik dedi ki...

Evet :)